top of page

Prof. Dr. Demet Lüküslü: “Gençleri güçlendirecek politikalara ihtiyaç var”

Genç intiharlarını Evrensel Gazetesi’’nden Eylem Nazlıer’e değerlendiren İstanbul Gençlik Araştırmaları Merkezi Koordinatörler Kurulu üyesi, Yeditepe Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Demet Lüküslü: “Sorunlarla yalnız baş etmek zorunda kalan ve yaşadıklarını, ölüme giderken de olsa haykırmaya çalışan genç intiharıyla karşı karşıyayız.”

İstanbul’da yaşayan 20 yaşındaki genç Kübra Ergin, bir mektup bırakarak hayatına son verdi. İntihar öncesi sosyal medya hesabında mektup paylaşan Ergin, “Yoruldum, gençliğimi çaldılar. Bir kadın olarak hiçbir zaman özgür hissetmedim. Bu ülkenin insanı yüzünden çocukluğumu yaşayamadım, gençliğimi yaşayamadım. Bir ders kitabı alıyorum 200 lira. Psikoloğa gidiyorum 1000 lira. Babam sabah dörtlerden akşam sekizlere kadar çalışıyor bizim için. Annem çalışıyor ama aldığı parayı biriktirse ölene kadar bir ev alamaz. Etek giyiyorum. Erkek kadın demeden herkes bana bakıyor. Beni unutmayın, ben çok acı çektim” diye yazdı.


Samiha Ayverdi Anadolu Lisesi de geçen yıl mezun olan Ergin’in ölümüne ilişkin taziye yayımladı. Yapılan açıklamada “2019-2022 yıllarında okulumuzda eğitim görmüş olan öğrencilerimizden Kübra Ergin’in vefatını derin bir üzüntü içinde öğrenmiş bulunmaktayız. Ayverdi ailesi olarak merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve sevdiklerine sabırlar dileriz” ifadelerine yer verildi.

‘Çoklu kriz ortamında genç olmanın zorlukları var’

Son yıllarda sıklaşan genç intiharlarına ilişkin Evrensel gazetesine değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Demet Lüküslü, “Tabii bireysel vakalardan bahsediyoruz. Çok daha karmaşık bir şekilde incelenmesi gerekiyor, sosyolojik anlamda da bize bir şeyler söylüyor bu genç intiharları” dedi.

Kriz ya da toplumsal bunalım dönemlerinde intihar oranlarının artabileceğini veya tersine azalabileceğini söyleyen Lüküslü, “Burada bireysel vakalardan bahsediyoruz. Tek bir sebepten bahsetmiyoruz ama içinde yaşadığımız toplum ve o toplumdaki ortam tabii ki pek çok konuyu olduğu gibi intiharı da etkiliyor ya da işte risk faktörlerini daha arttırabiliyor, insanlar da umutsuzluğu daha çok arttırabiliyor gibi. Böyle baktığımızda çoklu kriz ortamında genç olmanın zorlukları var. Hem küresel ölçekte hem de Türkiye ölçeğinde” ifadelerini kullandı.

Yaşadıkları zorluklar karşısında gençlerin başvurabilecekleri, destek alabilecekleri mekanizmaların da yetersiz olduğunu ifade eden Lüküslü, “Yalnız olma hissiyatı çok yüksek. Yani pek çok sorunla baş etmek zorunda olan gençler ve bu büyük sorunların karşısında da yalnız hisseden, güçsüz hisseden gençlerden bahsettiğimizi söylemek herhalde yanlış olmayacaktır” dedi.

‘Umut anahtar kelime’

Benzer pek çok örnekte umut kavramının anahtar bir kelime olarak geçtiğini ifade eden Lüküslü, “Gençlik üzerine çalışan pek çok kişide olduğu gibi, toplumsal hareketler üzerine yazanların dönüp dolaşıp geldikleri kavramlardan bir tanesi umut oluyor. Çünkü devam edebilmek için o umuda ihtiyacımız var. Ama aynı zamanda umutla beraber hayal kırıklıklarının daha ağır bastığı dönemlerde yaşıyoruz. Bu anlamda tabii ki 21. yüzyılda genç olmak çok zor ama çok bariz bir şekilde Türkiye’de daha da zor” dedi.


Enes Kara’nın ölümüne de değinen Lüküslü, “Birbirinden farklılaşan örnekler var ama işte benzer bir örgü üzerinden konuşuyoruz aslında. Sorunlarla yalnız başına baş etmek zorunda kalan ve bir şekilde de yaşadıklarını, ölüme giderken de olsa haykırmaya çalışan genç intiharıyla karşı karşıyayız” diye açıkladı.

‘Seçim süresinde gençlik politikaları konuşulmadı’

İntiharların önlenmesi için destek hatlarının öneminin bir kez daha altını çizen Lüküslü, konunun daha derinlemesine incelendiğinde eşitsizliklerle de çok bağlantısı olduğuna dikkat çekti. Seçim sürecinde gençleri güçlendirecek ve kendilerini yalnız hissetmeyecekleri mekanizmalar kurmak üzerine gençlik politikalarının konuşulmadığını vurgulayan Lüküslü, “Bunlara ihtiyacımız var. Gençleri sadece ailelerine bıraktığımızda hem ailelerinin içinde ne kadar özgür olabildikleri hem de ailelerin yapabileceklerinin sınırlı olması gibi bir durum oluşuyor. Çünkü aileler arasında da ciddi sosyoekonomik farklılıklar var. Bu açıdan gençleri daha güçlü kılabilecek, daha eşitlik sağlayıcı gençlik politikaları üzerine düşünmeye ihtiyacımız var. Bu bütün intiharlar da aslında bir yandan da o eşitlik talebini de farklı eşitsizliklerle mücadele etmek zorunda kalan gençler örneğini de sanki gözümüzün önüne seriyorlar gibi gözüküyor” dedi.

‘Bu mektuplar üzerine düşünmemiz ve önlem almamız gerekiyor’

Gençler arasında aidiyet hissinin önemine de değinen Lüküslü, “Bir yere ait hissetmek, seviliyor hissetmek, güvende hissetmek… Bütün bunlar aslında genç kuşakla konuştuğunuzda sahip olmadıklarını söyledikleri şeyler. O yüzden gençlerin özgürce var olabilecekleri mekanlar arttırılabilir. Farklı etkinliklere ücretsiz ve eşit şekilde katılımlarının önündeki engelleri kaldırmak, kendilerini geliştirmenin sadece ekonomik gücü olanların değil, herkesin katılabileceği bir hale sokmak gibi yapılacak şeyler var” çağrısında bulundu.

Her intihar vakası sonrası yaşanan üzüntünün ötesinde sorunu çözmek için adım atılması gerektiğini ifade eden Lüküslü, “Gençlik dediğimizde hep mitler üzerinden konuşuyoruz ama gençlerin sorunları nedir, bunları gençlerle beraber nasıl çözebiliriz konuşmuyoruz maalesef. Bu mektuplar üzerine düşünmemiz ve önlem almamız, dersler açmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.




87 görüntüleme

Comments


bottom of page